Bağlanma Stilleri: Yakınlık mı Kaçış mı?

Bağlanma Stilleri: Yakınlık mı Kaçış mı?

John Bowlby ve Bağlanma Kuramı

Edward John Mostyn Bowlby, İngiliz psikiyatrist, psikanalist ve gelişim psikoloğudur. En çok Bağlanma kuramının kurucusu olarak bilinir. Bowlby’ye göre güvenli bağlanma, çocuğun dünyayı keşfetme cesaretinin temelini oluşturur. Çocukluk dönemindeki bağlanma sorunlarının, bireyin yetişkinlikteki hayatını etkilediğinden bahsetmiştir. Bağlanma kuramı, Mary Ainsworth’ün katkılarıyla genişletilerek bugün psikoloji, sosyal hizmet ve eğitim alanlarında yaygın olarak kullanılmaktadır.

“Bowlby’nin etoloji ve gelişimsel psikolojideki kavramların üzerine inşa edilmiş olan ilk resmi bağlanma teorisi ifadesi İngiliz Psikanalitik Birliği’ne Londra’da üç klasik çalışma olarak sunuldu: Çocuğun Annesine Bağlılığının Doğası (1958), Ayrılık Kaygısı (1959) ve Bebeklik ve Erken Çocuklukta Keder ve Yas (1960). 1962’de Bowlby yas tutmaya ilişkin savunmacı süreçlere ilişkin iki ileri çalışmayı (hiç basılmadı) tamamlamıştı. Bu beş çalışma bağlanma teorisinin ilk temel şablonunu temsil eder.” (Demirdağ, 2017, s. 80).

Bağlanma kuramları, kişinin erken çocukluk döneminde ilgi ve bakımını üstlenen kişiyle kurduğu ilişkinin niteliğinin, yaşamın daha sonraki dönemlerinde onun duygu, düşünce, davranışlarında ve kurulacak olan ilişkilerinde önemli ölçüde belirleyici olduğunu vurgulamaktadır (Bowlby, 2012).

Bowlby’ye göre çocukların bağlanma kurma ihtiyacı biyolojik olarak önceden programlanmıştır. Bu ihtiyacın, onların hayatta kalmasına yardımcı olacağı ileri sürülmektedir. Bowlby bir çocuğun birçok bağlanma biçimi geliştirdiğini, ancak bunlardan birinin niteliksel olarak farklı olduğunu savundu (McLeod, 2025).


Duygusal Bağlanma Kuramı

1. Güvenli Bağlanma

Güvenli bağlanma, bakım veren kişi ile çocuk arasındaki en sağlıklı bağlanma türüdür. Bu bağlanmada bakım veren ve çocuk arasındaki karşılıklı bir güven bağı oluşmuştur. Bakım veren ortamdan uzaklaştığında çocuk tedirgin olmaz ve bakım veren geri döndüğünde çocuk neşelenir. Bir yabancıdan ziyade, bakım vereni tercih etmektedir.

Çocukken bu tür bağlanmaya sahip olan bireyler, yetişkinlik yaşamlarında kurdukları ilişkilerinde zorlanmazlar. Sosyal ilişkilerinde güven konusunda sorun yaşamazlar.

2. Kaygılı Bağlanma

Kaygılı bağlanma türünde bakım veren ve çocuk arasındaki bağ dengesizdir. Çocuk bakım veren kişi ile zaman geçirmek ister. Bakım veren ortamdan uzaklaştığında çocuk tedirgin olur. Bakım veren ortama geri geldiğinde ise bu huzursuzluğu devam eder.

Çocukluğunda bu tür bağlanmaya sahip olan bireyler, yetişkinlik yaşamlarında kurdukları ilişkilerinde karşı tarafa bağımlı bir ilişki yaşarlar. Terk edilme korkusunu hissederler ve bundan dolayı karşı tarafa bağımlı olarak ilişkilerini sürdürürler.

3. Kaçınan Bağlanma

Kaçınan bağlanma, bakım veren kişinin çocuğa karşı mesafeli olduğu bağlanma türüdür. Bu bağlanmada bakım veren soğuk davranışlarda bulunur, çocuğa karşı ilgisizdir. Çocuk da aynı şekilde bakım verenin farkında değildir. Bakım veren ortamdan uzaklaştığında çocuk bir tepki vermez. Geri geldiğinde de tepkisi değişmez.

Çocukluğunda bu tür bağlanmaya sahip olan bireyler, yetişkinlik yaşamlarında kurdukları ilişkilerinde, ilişki kurmak konusunda zorluk yaşarlar. Karşılarındaki kişiye güvenmekten kaçınırlar, duygularını onlara karşı ifade etmek konusunda zorlanırlar.


Harlow’un Sahte Anne Deneyi

Harry Frederick Harlow, Rhesus maymunları üzerinde yaptığı deneyleriyle tanınan Amerikalı bir psikologdu.

“1950’li yıllardaki yaygın inanış, bebeklerin anneye bağlanmalarının temel sebebinin anne tarafından sağlanan besin olduğunu öne sürüyordu. Harlow, bu fikri test etmek amacıyla Rhesus maymunları kullanarak çığır açıcı bir çalışma gerçekleştirdi.” (Odyone, 2024).

Bu deneyde yeni doğan maymunlar için iki ‘anne’ modeli oluşturdu. Birinci model, telden oluşan bir anneydi. Soğuk, mesafeli olan bir anneyi temsil eden bu modelde aynı zamanda yeni doğan maymunlar için süt bulunuyordu. İkinci model, kumaştan oluşan bir anneydi. Bu model sıcak, samimi bir anneyi temsil ediyordu. Ancak birinci modelin aksine bu modeldeki anne yeni doğana süt vermemekteydi.

Yeni doğan maymunlar, iki anne modeliyle kaldıkları ortamda gözlemlenmişlerdir. Yavru maymunlar ilk önce beslenmek için birinci anneye gitmiş ancak beslendikten sonra ikinci anne ile temas halinde olmuşlardır.

Harlow’un bu deneyinin sonucunda, bağlanmanın sadece beslenme ile alakalı olmadığı, aynı zamanda fiziksel temasla da alakalı olduğu gözlemlenmiştir.


Kaynakça

Berber Çelik, Ç. (2018). Bağlanma stilleri, psikolojik iyi olma ve sosyal güvende hissetme: Aralarındaki ilişki ne? Bayburt Eğitim Fakültesi Dergisi, 13(25), 27–40. https://doi.org/10.31790/befd.425

Bowlby, J. (1973). Attachment and loss: Separation, anxiety and anger. New York, NY: Basic Books.

Bowlby, J. (2012). Attachment and loss. İstanbul, Türkiye: Pinhan Yayıncılık.

Demirdağ, M. F. (2017). Bağlanma Teorisi’nin Kökenleri: John Bowlby ve Mary Ainsworth. Düzce Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 1(2), 76–90. https://doi.org//duifad.357173

McLeod, S. (2025, Nisan 20). John Bowlby’s attachment theory. Simply Psychology. https://www.simplypsychology.org/bowlby.html

Odyone. (2024, Eylül 21). Bağlanma teorisi — Harlow-maymun deneyi. Odyone. https://www.odyone.com.tr/post/baglanma-teorisi-harlow-maymun-deneyi

Yayınlanma Tarihi: 28 Ağustos 2025

author

Seçil Demirtaş

Yazar

Twitter XLinkedIn