Yardıma Seyirci Kalmak: Seyirci Etkisi ve Sorumluluğun Dağılması

Yardıma Seyirci Kalmak: Seyirci Etkisi ve Sorumluluğun Dağılması

İşe gitmek üzere evden çıktığınızı hayal edin. İstanbul sokakları her zamanki gibi kalabalık; herkes işe yetişme telaşı ve güne erken başlamanın stresiyle adeta karınca misali yollarına akın akın devam ediyor. Ancak bir köşede bu yoğun akışı bozan bir manzara var: Bir kadın fenalaşarak yere yığılmış. Ne var ki, çevresindeki onlarca insan bu duruma kayıtsız kalıp hiçbir müdahalede bulunmadan yollarına devam ediyor. İlk bakışta bu durum bize şaşırtıcı ve hatta rahatsız edici gelebilir. Fakat ne yazık ki, bu oldukça yaygın ve psikolojide "Seyirci Etkisi" (Bystander Effect) olarak adlandırılan bir olguya işaret ediyor.

Seyirci etkisi, özellikle kalabalık ortamlarda bireylerin pasif kalmasına neden olan psikolojik bir durumdur (Manning, Levine & Collins, 2007). Bu kavram, 1964 yılında yaşanan Kitty Genovese vakasıyla sosyal psikolojinin temel konularından biri hâline gelmiştir. Catherine “Kitty” Genovese, 28 yaşında genç bir kadındı. Bir gece sabaha karşı evine dönerken bir adam tarafından saldırıya uğradı. Saldırgan, Kitty’yi bıçakladı, cinsel saldırıda bulundu ve bu korkunç eylemleri üç farklı aralıkta tekrarladı. Kitty, ağır yaralarına daha fazla dayanamayarak hayatını kaybetti. Olayın en çarpıcı yanı ise şuydu: 38 kişi — aralarında komşuları da vardı — bu süreci izledi fakat hiçbiri müdahalede bulunmadı ya da polisi aramadı (Manning, Levine & Collins, 2007). Bu trajik olay sadece New York sokaklarında değil, psikoloji literatüründe de büyük yankı uyandırdı. Olayın ardından birçok deneysel çalışma yapıldı ve insanların böyle durumlarda neden tepkisiz kaldığı araştırıldı. Sonuçlar, seyirci etkisinin en büyük nedenlerinden birinin “Sorumluluğun Dağılması” (Diffusion of Responsibility) olduğunu ortaya koydu.

Sorumluluğun dağılması, ortamda bulunan kişi sayısı arttıkça her bir bireyin hissettiği sorumluluğun azalması anlamına gelir (Latane & Darley, 1968). İnsanlar “Mutlaka biri yardım eder” ya da “Zaten yardım eden olmuştur” düşüncesiyle harekete geçmez ve böylece kimse müdahale etmez. Yaşanılan durumun belirsizliği, çoğunluğun harekete geçmiyor olması, insanların olayı yanlış anladığını düşünmesi ya da yardım etmeleri hâlinde rezil olacaklarını sanmaları bu etkinin alt bileşenleri olarak değerlendirilebilir. Tüm bu nedenler birleştiğinde, insanlar kendilerini geri çekerek pasif bir konuma yerleştirir. Oysa aynı kişilere yardım edip etmeyecekleri sorulsa, büyük bir çoğunluk yardım edeceğini söyleyecektir. Seyirci etkisinin en çarpıcı yönü de budur: Hiç kimse kötü bir insan olduğu için ya da yardım etmeyi istemediği için müdahale etmez; durumun psikolojik doğası, insanları istemsizce seyirci konumuna iter.

Latane & Darley (1968), ‘Sahte Nöbet Deneyi’ ile durumun anlaşılabilirliğini gözler önüne sermeyi amaçlamıştır. Deney şu şekilde kurgulanır: Her katılımcı bir odaya alınır ve kulaklık ve mikrofon ile diğer katılımcılarla konuşabilecekleri direktifleri verilir. Katılımcılar arasında epilepsi nöbeti geçiren bir katılımcının ses kaydı diğer katılımcılara dinletilir. Kayıttaki ses yardım istercesine sesler çıkartır ve nefes kontrolünü kaybetmiş gibi davranır. Bu noktada seyirci etkisini şu şekilde gözlemleriz: ‘Acaba bu konuşmayı sadece kendisi mi duydu?’, ‘Başkaları da aynı konuşmaya tanık oldu mu?’ veyahut ‘Diğerleri çoktan yardıma gitmiş midir?’.

Katılımcılar üç farklı gruba ayrılır: Yardım sesini sadece kendinin duyduğunu zanneden katılımcı %85 oranında yardıma koştu. Başkasıyla birlikte duruma tanık olan katılımcı ise %62 oranında yardım etti ve son olarak dört kişiyle birlikte ses kaydını dinleyen katılımcının yardım oranı ise %31’e kadar düştü (Latane & Darley, 1968). Sonuçların da gösterdiği üzere duruma seyirci olan insanların sayısı arttıkça kişinin hissettiği sorumluluk oranı o kadar düşmeye devam ediyor. Bireyler yardım edebilecek tek kişinin kendileri olduğunu düşündüklerinde çok daha hızlı hareket edip net kararlar verme eğiliminde oluyorlar.

Günümüz dünyasında seyirci etkisi sandığımızdan çok daha ön planda. Okulda, sokakta, evde… hayatın her alanında seyirciler arttıkça oynanan roller değişiyor. Okulda zorbalığa uğrayan çocuklar ve sessizce tüm bunlara göz yuman arkadaşları… Sosyal mecralarda linç kültürününe anonimliğin arkasına gizlenerek katılan kalabalıklar… Yardıma ihtiyacı olan bir insana yaklaşmakta tereddüt edip sorumluluğu başkalarının üzerine atan bireyler…

Peki neler yapılabilir? Ne kadar çabalasak da yardım edemeyecek miyiz veya daha kötüsü yardım alamayacak mıyız? Aksine birkaç ufak akıllıca kelime oyunuyla ve davranış farkındalığıyla büyük oranda bu problemi çözebiliriz. Diyelim ki hiç beklenmedik bir anda nöbet geçirdiniz, kalabalık bir meydanda yüzlerce kişiyle birliktesiniz. Bu da demek oluyor ki size yardım eli uzatabilecek yüzlerce insan var ama hepsi ya şu an size seyirci ya da ne durumda olduğunuzun farkında bile değil. Seçin... Hızlıca birini seçin, göz teması kurun ve ona seslenin, 100’ü 1’e indirelim. Sorumluluğu tek bir insana yükleyin, size yardım etme oranı bir hayli artacaktır.

Başınıza kötü bir olayın geldiğini, hırsızlığa uğradığınız bir durumda kaldığınızı düşünün. Telefonunuz, cüzdanınız, çantanız… elinizde hiçbir şey kalmamış. Etrafınızdaki birinden yardım alabilmenin en kısa yolu seçenekleri en aza indirmektir. Birinden direkt olarak polisi aramasını rica edin. Herhangi bir şüpheye yer vermeyecek şekilde karşıdaki insan sizin yardıma ihtiyacınız olduğunu anlayacaktır ve böylece durumun belirsizliği o kişi için ortadan kalkmış olacaktır. Ona ne yapmasını istediğinizi de açıkça belirtirseniz seyirci etkisini kırmış olursunuz.

Her zaman yardım alan değil, zaman zaman yardım eden konumda da olmalıyız. Bunun için de önce acil durumları tanımlamayı ve ayırt edebilmeyi öğrenin. Artık seyirci etkisinin farkında olan bir okuyucu kitlesi olduğunuz için ‘Başkaları yardıma koşmuştur.’ fikrine kapılmak yerine ‘Neden ben yardıma koşmuyorum?’ diye düşünmenizi tavsiye ederim. O zaman size son kez sesleniyorum, bazen uzattığımız bir el bir hayatı değiştirebiliyor. Peki, siz bu eli uzatan ilk kişi olmaya ne dersiniz?

Kaynakça

Latane, B., & Darley, J. M. (1968). Group inhibition of bystander intervention in emergencies.

Journal of Personality and Social Psychology, 10(3), 215–221. https://doi.org/10.1037/h0026570

Manning, R., Levine, M., & Collins, A. (2007). The Kitty Genovese murder and the social psychology of helping: The parable of the 38 witnesses. American Psychologist, 62(6), 555–562. https://doi.org/10.1037/0003-066X.62.6.555

Yayınlanma Tarihi: 8 Temmuz 2025

author

Zeynep Derya Çakmak

Yazar

Twitter XLinkedIn